|
|
Gürün, Akdere Köyü
Akdere Köyü, Sivas’ın Gürün ilçesine bağlı küçük, kendi halinde bir köydür. Köy, Hurman Deresi’nin ayırdığı iki yaka üzerine kurulmuş iki yerleşim birimden oluşmaktadır. Köy sakini toprak ve hayvancılıktan geçimini sağlamaktadır. Derenin çevresi küçük düzlüklerle kuşanmıştır. Bu düzlükler sulak ve ekime uygun olmasına karşın sadece çayır olarak değerlendirilmektedir. Havyacılık eskiye nazaran yok denecek kadar azdır. Ancak, birkaç evin hala küçük ve büyükbaş sürüsü vardır. Ayrıca arıcılık ve son yıllarda alabalık üretimi de köyün bir geçim kaynağı olarak değerlendirilmektedir.
Köyün mazisi çok eskiye dayandığı tahmin edilmekle birlikte, şu an köyün yerlisi olan ailelerin mazisi öyle çok eski değildir. Rivayetlere kulak verilecek olunursa bu ailelerin köye gelişleri en fazla 100 bilemediniz 120 yıl öncedir. Köyün mazisinin eskiye dayandığına en büyük delil köylünün Domdom Kalesi olarak andığı ve Roma İmparatorluğu döneminden kaldığına inanılan yarı sarnıç yarı kale görünümdeki kayalıklardır. Tabi özellikle tepelerinde ve çayırlarında çıkan tunç ve benzeri madenlerden yapılma paraları da, köyün geçmişine ait bir işaret olarak sayabiliriz. Ben bile çocukken kenger sakızı kanatmak için çıktığım tepelerde, açtığım ocaklarda birkaç tane bu paralardan bulmuştum. Hiç unutmam birinin üzerinde Aristus yazıyordu. Bir diğerinin üzerinde de Kocaman bir M harfi vardı.
Domdom Kalesi'nden (Hurman Kalesi) bir görünüm: Resmin Üst-Orta tarafında bulunan kayalıklar halk arasında Domdom Kalesi olarak anılan Roma döneminden kalma eski bir su sarnıcının kalıntılarını barındırır.
Zannedersem köy öyle mühim bir konuma sahip olmamakla birlikte döneminin önemli yollarına ait bir kavşakta bulunmaktaydı. Özellikle Akdere Köyü’nün ve 6-7 km doğusunda bulunan Başören Köyü’nün bulunduğu arazide Gürün’ün, Sarız ve Elbistan’a ulaşımını sağlayan en kısa ve en eski yollar kesişmektedir. Bu yollar belki eskilerin sıklıkla ticari amaçla kullandığı bir güzergah üzerinde bulunmaktaydı. Bunu şunun için söylüyorum, köyün çevresinde hiçbir eski yapı bulunmazken, köylüsü sık sık bu eski paralardan bulur. Bina kalıntısına rastlanmazken para bulmak, bana hep buranın genelde ticari amaçla kullanılmış bir güzergah olduğu hissini vermiştir.
Köy sakini ya akraba ya hısımdır. Anlayacağınız tipik bir Anadolu Köyü’dür. Hala akrabalık ilişkileri sıkıdır. Ancak 1960’larla başlayan göçün sosyal yapı üzerindeki etkisi giderek artmaktadır. Tahminim iki kuşak sonra arkamızda, bırakın akrabaları, köyü bile tanımayan bir nesil bırakmış olacağız.
Köye ait diğer önemli bir husus Karakuz Barajı’dır. Bu baraj tam bir efsane halini almıştır. Her türlü resmi evrakta yer almakla birlikte tek bir dikili taşı olmayan bu baraj köylünün geleceğine ait en önemli gündemidir. Ada filmini izleyenler bilir, filimde, gerçek sosyal hayattan izole edilmiş kopya insanları hayata bağlamak için mevcut otorite, hayali bir “Ada” vizyonu oluşturmuş ve kopya insanların bu vizyonu paylaşmaları sağlamıştır. Akdere’nin insanı için Karakuz Barajı bir “Vizyondur”. Çoluk çocuk, eğitimli eğitimsiz, kalan göçen herkes bu vizyonu paylaşır. Ortak bir umuttur yada eğlence, yada göz bağı.
|
Akdere, kendi halinde ufakcık bir köy olmakla birlikte yörede marjinal halkıyla dikkat çekmektedir. Bak şu haylazın, köyün ortasında yaptığına..!
Köylünün arazisinin çoğu kendi köyünde değildir. Diğer bir ifadeyle de köyü kendi arazisinde değildir. Büyük tarlalar köyün 7-12 km doğusunda bulunan arazide bulunmaktadır. Nohut, buğday, çavdar, arpa ekilir. Elbistan ve Kangal ile mukayese edildiğinde hiç de verimli olmayan bu tarlalar köylünün önünden ayrılmadığı bir rızık kapısıdır. Bizim içinse yazları ziyaret edilen baba ocağıdır.
Hurman Deresi'nin suyu, doğal alabalığın yetişmesi için her türlü niteliğe sahiptir.
Hurman Çayı ve Akdere Alabalığı Hurman Çayı, Ceyhan ırmağını besleyen ve Elbistan ovasına can veren yörenin en önemli su kaynaklarından biridir. Hurman, Akdere Köyü'nün kuzeyinde üç dört km'lik mesafede bulunan ve "Göz" olarak isimlendirilen bir mevkide doğmaktadır. Göz'ün suyu, yerüstüne çıkıp güneşi il kgördüğü andan 10-15. dk sonra köyümüze ulaşmaktadır. Bu nedenledir ki Hurman'ın suyu Akdere'de taze ve soğuktur.
Soğuk kar suyu ve güneye doğru bir yılan gibi kıvrılan vadinin misafirperverliği bu yöreye Hurman'ın kızmızı benekli alabalığını hediye etmiştir. Akdere'nin kırmızı benekli alabalığı yörece bilinen ve talep edilen bir mühim bir nimetidir. Ne varki her nimete yaptığımız gibi ölçüsüz avlanma ve doğal yaşam alanlarının sık sık insan müdehalesine uğraması nedeniyle Akdere'nin kırmızı benekli alabalığı tükenme noktasına gelmiştir. Her ne kadar devlet olaya el atmış olsa da mahalli idarenin konu üzerinde durmaması ve yöre halkının da umursamaması nedeniyle Hurman'ın kırmızı benekli alabalığı korunamamaktadır.
Çırçır: Bir yarımadayı andıran, köyün dere ile buluştuğu eski değirmenin yerinden başlaşıp, "Bellik Taşı" olarak anılan amuda havaya kalkmış bir kayalığa kadar olan mevkinin adıdır. Resimde görülen kısım ailemize ait olan tarlanın yol tarafını göstermektedir. Bellik taşı resme göre kuzey batı yönünde, eski değirmen doğu yönünde kalmaktadır.
|